19 Ocak 2009 Pazartesi
Mehmet Öz'ün yeni keşfi limon
Mehmet Öz'ün yeni keşfi limon
Dünyaca ünlü kalp cerrahımız Mehmet Öz, yeni bir sağlık reçetesi daha sunuyor: LİMON... Dr. Öz, limon kabuklarıyla cildinizi güçlendirip yumurtalık kanseri riskini azaltabileceğinizi söylüyor.
***Mehmet Öz'ün şöhretleriProf. Dr. Mehmet Öz, elini değdirdiğini meşhur ediyor. Nice güzeller onun sayesinde şöhret oldu. Önerdiği meyveyi şöhret edip satışlarını patlatan Mehmet Öz'ün son gözdesi ise limon.O bir şöhret makinesi... Ama onun meşhur ettikleri ne manken, ne oyuncu ne de şarkıcı... Bir anda popüler olup satışları patlayan, faydaları dilden dile yayılan meyve ve sebzeler. Ünlü Kalp Cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz'ün yaşam kalitesini arttıran gıdalarla ilgili anlattıkları, Amerika'da da en az Türkiye'deki kadar meşhur. Bir dönem 'nar' meyvesinin mucizevi yararlarını anlatarak narın hiç olmadığı kadar satılmasını sağlayan hatta 'nar suyu' sektörünün doğmasına bile sebep olan da yine Mehmet Öz... Bu ilginin ardında ise ünlü doktora duyulan güven var. Mesleki başarılarının yanı sıra Mehmet Öz, özellikle kadınların dilinden çok iyi anlıyor ve onları nasıl yönlendireceğini iyi biliyor. Doğal yiyeceklerin güzelliğe olan katkılarını vurgulayan Mehmet Öz'ün söyledikleri kadınlar tarafından hemen benimsenerek uygulamaya konuyor.ÖNERSE DE YESEK...Bugüne kadar meyve ve sebzelerin geneliyle ilgili öneriler de yapan Prof. Dr. Öz; kimi zaman da findık, sarımsak, enginar, zerdeçal, zencefil, muz gibi meyve ve sebzelerin faydalarını özel olarak anlattı. Sadece sağlık değil güzelliğe yönelik tavsiyelerde bulunan Mehmet Öz'den yeni bir haber geldi. Mehmet Öz, limon ve limon kabuğunun cilt üzerindeki mucizevi etkilerini anlatıyor.
Dr. Mehmet Öz Belinizi 2 haftada 5 santim inceltebilirsiniz.
Zayıflamada 'bel ölçüsü'nün temel hedef olması gerektiğini söyleyen ünlü cerrah Prof. Dr. Mehmet Öz, diyet yapanları uyarıyor: Birçoğumuz kafamızı kilolara takarız. Ama önemli olan bel ölçüsüdür. Benim diyetim de beli iki haftada 5 santim inceltiyor.
Satış rekorları kıran 'Siz: Kullanım Kılavuzunuz' serisinin bel inceltme yöntemlerini anlatan son kitabı 'SİZ Diyettesiniz' de ABD'de en çok satanlar listesinde zirveye oturdu. Kitabın yazarı dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz; yeni kitabıyla ve sağlıklı diyetle ilgili sorularımızı yanıtladı:
* Siz bir kalp cerrahı olarak neden bir diyet kitabı yazdınız?
Diyetteyseniz, bu kitapla beslenme yazılımını kullanırken arzu ettiğiniz diğer kilo verme programlarıyla birleştirebileceksiniz. Çünkü bu kitap, yiyeceklerin ve egzersizin vücutlarını nasıl etkilediğini okurlarımızın anlamasını sağlayacak; ne tür beslenme sistemi izlerseniz izleyin, bu değişmez. Bu sistemi, 'SİZ Beslenme' ve 'SİZ Egzersiz' programları sunacağız. İki haftalık bu yenileme programını izlemek, okurlarımızın bel ölçülerini daha en başında 5 santim inceltmelerini sağlayacak. 'SİZ Diyettesiniz' adlı kitabım, okurlarımıza vücutlarını daha önce hiç düşünmedikleri şekilde anlamaları için bilgi sunacak. Vücudunuzun nasıl çalıştığını ve ne ölçüde olmak istediğini anladığınızda, hayatın beslenme gerekleriyle başa çıkmak konusunda da daha başarılı olacaksınız.
* Öz diyetinin prensipleri neler?
Diyetimin temeli bel ölçüsüyle başlıyor. Birçoğumuz kilolara kafamızı takarız ama aslında önemli olan bel ölçüsüdür. Çünkü, bel ölçünüz genel sağlığınız açısından en iyi ve tek göstergedir. Bel ölçüsü kontrolü programınızın işe yaraması için, ne kadar çok yediğinizi veya yemediğinizi asla düşünmeyeceğiniz pratik bir plana ihtiyacınız var.
SİHİRLİ KAHVALTI BOMBASI
* Diyet formüllerini uygulamak çalışanlar için zor mu? Yeme sisteminizi otomatikleştirirseniz kolay. İşte sizler için ailemle birlikte her sabah yediğimiz kahvaltının tarifi; 5 dakikada hazırlanabilen tipik bir tarif ki ben buna 'sihirli kahvaltı bombası' adını veriyorum:
* 2 kişilik, kişi başına 136 kalori
* 1 kaşık (1/3 fincan) soya proteini (Nature's Plus Spiru- Tein gibi)
* 1/2 çorba kaşığı keten tohumu yağı
* 1/n fincan donmuş çay üzümü
* 1 büyük boy muz (veya hangi meyveyi seviyorsanız)
* 1/2 çorba kaşığı elma suyu konsantresi veya bal
* 12 ons (3n0 gram) buzlu su ve eğer isterseniz, vitamin tozları
* Tüm bunların hepsini bir blendere koyun ve istediğiniz kıvama gelinceye kadar karıştırın.
* Nasıl bir egzersiz programı öneriyorsunuz?
'SİZ Egzersiz'in bir parçası olan, son derece basit ama bir o kadar da etkili egzersizimi bir deneyin. 'Görünmez sandalye' adını verdiğim bu egzersizi herkes yapabilir. Basit ve çok etkilidir. Bütün bacağı güçlendirir. Sırtınızı bir duvara dayayarak sandalyeye oturur gibi havada oturun (sandalye olmadan!) ve avuçlarınızı dizlerinize dayayın. İşiniz bittiğinde kolayca ayağa kalkabilmek için bu hareketi tutunabileceğiniz bir mobilyanın yanında yapın. Topuklarınızı dizlerinizin tam altında, 90 derecelik açıyla tutun; omuzlarınız arkaya kıvrılmalı, başınız duvara dayanmalı. Bu şekilde olabildiğince uzun süre durun ve her seferinde süreyi 2 dakika artırmaya çalışın. Yüz kaslarınızı gevşetin ve yavaş nefes alıp verin.
ÖĞÜN ÖNCESİNDE YAĞ YİYİN!
* Diyet yaparken, aç kalmadan daha uzun süre tok kalmanın yolu var mı?
Eğer öğüne başlamadan önce az miktarda doğru türde yağlardan alırsanız, beyninize doyduğunuz sinyalini göndererek hormon sisteminizi kandırabilirsiniz. Öğünden 20 dakika önce bir parça yağ yerseniz, CCK'nin (besin alımını azaltan hormon) başka avantajlarından da yararlanabilirsiniz; CCK aynı zamanda midenizin boşalmasını yavaşlatır ve kendinizi daha uzun süre tok hissettirir. Böylece, bir öğüne oturduğunuzda açlıktan değil, damak zevkinden yersiniz; dolayısıyla daha az yeme olasılığınız artar. Aynı nedenle, yavaş yemeniz de gerekir. Eğer yemeğinizi elektrik süpürgesi tarzında yerseniz, doyma hormonlarınıza yeterince zaman tanımazsınız. Bu arada, jojoba özü tabletleri de CCK uyarımı açısından işe yaramaktadır.
* Neden çoğu diyet başarısızlıkla sonuçlanıyor?
Çoğu insan doğrusal bir zihin yapısına sahiptir. Şöyle düşünürler; eğer biraz iyiyse, daha fazla daha iyidir. Ama sağlıklı beden, genellikle doğrusal değildir. Günde 100 kalori daha az alırsanız, her ay yarım kilo verirsiniz ve bir etki görmezsiniz. Ama günde n00 kalori daha az alırsanız (daha fazlası daha iyi değil mi?) muhtemelen yoyo diyetine girersiniz ve verdiğiniz kiloları geri alırsınız. Bunun nedeni, açlığın metabolizmayı yavaşlatmasıdır (12 saatten sonra yüzde n0 azalır). Aynı zamanda karbonhidrat metabolizmanız da yavaşlar. Dolayısıyla, sonunda elinize bir şeker çubuğu geçirdiğinizde, aldığınız kalori çabucak yağa dönüşür. Oruç tutulan otuz günlük Ramazan süresince birçok Müslümanın kilo almasının nedeni budur.
* Stres gerçekten şişmanlatır mı?
Göbek yağı (omentum) özellikle stresle artar ve stres hormon alıcıları vardır; dolayısıyla bel ölçünüz, bedensel stresiniz açısından en iyi göstergedir. Stresle ve bel ölçüsüyle başa çıkmak, büyük ölçüde vücudunuzdaki iltihaplanma seviyeleriyle başa çıkmak demektir. Omega-3 yağ asidi, karaciğerlerimizde iltihaplanmaları önleyen proteinleri (PPAR denir) harekete geçirir ve böylece biyolojimiz obezlikten kaynaklanan iltihaplanmaları gidermede daha etkili olur. Bu, fazla kilolardan kaynaklanan hastalıklardan uzak durmamızı sağlar. Aynı sağlıklı yağlar, açlık hissi uyandıran 'ghrelin' salgılayıcı genleri kapatır. Yapay yağlar tam aksi etki yapar ve 'nfKB'yi (hücresel seviyede iltihaplanmalar için en önemli etken) uyarır ve çok zararlı bir etki yaratır.
Mehmet Öz'ün Önerdiği Diyet Listesi
r. Mehmet Öz'ün "Hayatı kilo vermesine bağlı olan hastalarımı Dr. “Joel Fuhrman'a yönlendiriyorum” dediği ünlü diyetisyen Joel Fuhrman ABD'de best-seller olan kitabı Yaşamak İçin Ye'de 6 haftada 9 kilo verdirmeyi iddia ve garanti ediyor.Ünlü ABD'li Doktor Joel Fuhrman, "Yaşamak İçin Ye" adlı kitabında hem kalp, tansiyon, şeker ve kanserle savaşan hem de 6 haftada 9 kilo verdiren diyet programını açıklıyor.
Bugün'ün haberine göre, çeşitli hastalıkları beslenme ve doğal yöntemlerle iyileştirme uzmanı olan Amerikalı doktor Joel Fuhrman, aşırı beslenmenin kalp, tansiyon, diyabet, kanser dahil pek çok hastalığa neden olduğunu vurgularken, sağlıklı beslenmek ve fazla kilolarından kurtulmak isteyenlere altı haftada en az 9 kilo zayıflamayı sağlayan beslenme programı öneriyor.
SAMANDAN EV MİSALİ
Uzun ömrün formülünü besinler ve lifler açısından zengin bir diyet olarak gösteren Fuhrman, sağlık için çok önemli olan lifin, meyve, sebze ve baklagil gibi bitkisel yiyeceklerle ve bol miktarda alınmasını tavsiye ediyor. Joel Fuhrman, aşırı beslendiğimiz halde yetersiz beslendiğimizi, yiyecekleri sonradan besinlerle zengilenleştirmenin ise yetersizliğe çare olmadığını belirterek, "Bu samandan ev yapmaya benzer" diyor.
Fuhrman, ekmek, makarna, pasta gibi karbonhidrat yönünden zengin besinlerin çok az tüketilmesinin, tatlı ihtiyacının meyvelerden karşılanmasının ve hayvansal besinler yerine de yeşil sebze yenmesinin önemine işaret ediyor. 280 gram brokolideki 100 kaloriye karşın, 28 gram hayvansal besinde 100 kalori olduğuna dikkat çeken Fuhrman, altı haftalık program sonucunda fazla kiloların yanısıra kandaki yağ oranlarının düşeceğini, baş ağrısı, gastrit, kabızlık, sindirim güçlüğü ve burun kanaması gibi birçok semptomun yok olacağını belirtiyor.
BAKLAGİL MUCİZESİ
Çalı fasulyesi, brokoli, enginar, kuşkonmaz, kabak, yeşil-kırmızı lahana, brüksel lahanası, bamya, pazı, şalgam, pancar, ıspanak, karnıbahar, patlıcan, biber kullanarak sebzelerde çeşitliliği sağlayın" uyarısı yapan Dr. Joel Fuhrman "Nohut, kuru fasulye, barbunya, mercimek, soya fasulyesi, börülce... B aklagiller, dünyanın en mükemmel yiyeceklerinden. Kan şekerini sabitler, tatlı arzusunu köreltir ve akşamüstü acıkmaların engeller" diyor ve ekliyor: Altı haftalık programda günde en az bir su bardağı dolusu yiyin. Günde en az dört meyve tüketin."
SINIRSIZ YİYECEKLER
Fuhrman salata dahil bütün çiğ sebzelerden günde yarım kilo yenebileceğini belirtiyor... Bu, bir göbek salatanın, mevsim salatasının ya da kıvırcık salatanın tamamına denk geliyor. Bezelye, tatlı kırmızı biber, domates, salatalık... Yarım kiloluk bu yiyeceklerle alınacak kalori miktarı 100'den az. Ne kadar yerseniz o kadar kilo verirsiniz kuralı, sebzeler için de geçerli. Hedef yine yarım kilo. Fuhrman "Bu sebzeleri yerken porsiyon çok büyük olmalı" diyor.Süt ve hayvansal ürünler, meyve suyu, kurutulmuş meyve. 310 sayfalık kitap 10 bölümden oluşuyor.
YASAKLAR SINIRLI YİYECEKLER
Günde en fazla bir porsiyon pişmiş nişastalı sebze ya da tam tahıllar (Mısır, patates, pirinç, pişmiş havuç, ekmek, kahvaltılık gevrekler).
Çiğ kuru yemişler ve tohumlar (günde maksimum 30 gram).
Avakado (günde maksimum 60 gram). Ketentohumu (günde 1 yemek kaşığı).
Dr. Mehmet Öz 'den Öğütler
Türkiye artık onu çok yakından tanıyor. Yüzlerce basarili kalp ameliyatının yanı sıra son olarak "yapay kalp mucizesi"ne de imza attı. Geçen gün Dr. Öz'ün de içinde bulunduğu ekip, Amerika'da 59 yaşında bir hastaya yapay kalp nakletti. İşte Doktor Öz'ün hastalarına tavsiye ettiği ilkeler:
1.Sigara içeni ameliyat etmem. Sigarayı bırakmayan hastayı kesinlikle tedavi etmem. Sigaranın belki de en büyük düşmanlarından biriyim. Çünkü insani öldüren bir şey. Hasta kendini öldürmeye karar verdiyse ben ne diye onun için uğraşayım ki, şifa bekleyen onca hasta var, enerjimi onlara harcarım.
2.Sevgisiz insanin kalp riski yüksek. İnsanlara severek kızarım. Herkesin de böyle yapmasını tavsiye ederim. Çünkü sevgisiz, kötülük düşünen,beddua ve küfür eden insanin kalp krizi riski ve olum oranı çok daha yüksek.
3.Dua etmek insani iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence duanın, meditasyon, şifa gibi, iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var.
4.Doğu tıbbı çok gerekli. Ben de " klasik " tip adamıyım ama alternatif yani tamamlayıcı tip yöntemlerini reddetmiyorum. Akupunktura yüzde 100 inanıyorum. Çinliler bu minnacık iğnelerin sırrını çözmüş. Ama bu tur tamamlayıcı tedavilerde insanin istemesi çok önemli. Doğu tıbbında özgür irade on planda.
5.Hipnoz etmeden ameliyat etmem. Ben ve ekibim ameliyatlarım öncesinde hipnoz kullanıyoruz. Çünkü hasta heyecanlanıp kalp krizi geçirebiliyor. Sakinleştirici verdiğimde de sorunu geçici olarak çözmüş gibi oluyorum ama kökenine inmediğim için problem devam ediyor. O nedenle hipnoz yapıp sorunun kaynağına iniyorum. Hasta daha çabuk sağlığına kavuşuyor.
6.Her gün aspirin içmeli. Hayatımda ilaç kullanmadım. Zorda kalmadıkça kimseye de tavsiye etmem. Ama herkese her gün mutlaka bir aspirin içmesini salık veriyorum. Ben de içiyorum. Aspirinin kani sulandırdığını biliyorduk ama simdi yeni faydalarını da öğreniyoruz. Örneğin,vücuttaki birçok doku tahrişini önlediğini yeni öğrendik. Aspirin ömrü uzatıyor.
Sağlıklı Beslenme Dikkat Edilecek Önemli Konular
Çay yerine ıhlamur içilmeli. Günde en fazla iki çay yada kahve içebilirsiniz. Fazlası zararlı. Ancak ıhlamur kesinlikle zararlı değil, dilediğiniz kadar için.
Sarımsak müthiş bir bitki... Vücudu koruyan hücreleri destekliyor,tansiyonu düşürüyor. Sarımsaktan çıkan maddeyi yüksek tansiyonlu kişiye kullandığımızda, tansiyonu hemen düşüyor. Her gün birkaç diş sarımsak yenmeli.
Başka bir mucize sebze de ayşekadın fasulye. Türkiye'de bol üretilen bu sebze bence her öğün, özellikle de çiğ olarak mutlaka sofrada bulunmalı. Vücuda müthiş yararlı bir bitki.
Semizotu da içindeki Omega 3 nedeniyle son derece faydalı. Çiğ yenirse, daha da yararlı. Biz her gün ailecek öbek öbek çiğ semizotu yiyoruz.
Et yiyecekseniz, yanında mutlaka çiğ domates de olmalı. Çünkü domatesin içindeki Lcyopin adli antioksidan, etteki zararlı Omega 6'lari yararlı hale dönüştürüyor.
Kayısı çok yararlı ancak 1 günde 1 avuçtan fazla yenmemesi gerekiyor. Karpuz ve kavunda ise ince bir dilim tercih edilmeli.
Üzüm ve muz, çok yüksek dozda şeker içerdiği için daha az tüketilmeli.
Her sabah aç karnına içilen bir bardak ılık suyun ardından bir avuç ceviz çok iyi gelir. Ben her sabah alıyorum.
Artık sütün de 'Sağlıklı olanı" çok zor bulunuyor. Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler süte karışıyor ve saflığını yok ediyor.
Çocuklara soya sütü içirilmeli. 35 yasin üzerindekilere sütün içindeki laktoz pek iyi gelmiyor. Laktozu alınmış süt yerine ise de bol bol su içilmeli.
Balık hariç, kırmızı etle beyaz et ayni. Çünkü hem danaya, hemde tavuğa yüksek dozda hormon ve antibiyotik veriliyor. Et yenecekse, hepsi yenebilir. Fark etmez!
Beyaz pirinç ve beyaz un son derece zararlı. Çünkü her ikisi de yanınca şekere dönüşüyor. Yani ha avuç avuç toz şeker yemişsiniz ya da pilav ya da beyaz undan yapılan ekmek... Arada fark yok. Pilav ve ekmek için esmer un ya da esmer pirinci tercih edin.
Lahana zayıflamak için çok ideal. Hazmı zor olduğu için tıkar ve kalorisi çok düşük.
Şişmanlık en az sigara kadar tehlikeli. Hatta sigaradan da çok. İdeal kilodan daha düşük kilolu olan insanlar uzun omurlu oluyor. İdeal rejimler 1 haftada 1 kilo verdiren rejimlerdir. Diğerlerine aldanmamak lazım. Eğer haftada 1 kilodan fazla kaybediliyorsa, vücuttan sadece su kaybediliyordur dikkat!.
Mehmet C. Oz, MD, FACS
Mehmet C. Oz, MD, FACS //Professor of Surgery Address:
NewYork-Presbyterian Hospital/Columbia
Milstein Hospital Bldg Room 7 GN 435
177 Fort Washington AvenueNew York, NY 10032Phone: 212-305-4434Fax: 212-342-3520
Positions and Appointments
2001-present
Professor of Surgery
Columbia University College ofPhysicians & Surgeons, New York, NY
2001-present
Director, Cardiovascular Institute
Columbia University Medical Center, New York, NY
2001-present
Vice Chairman, Cardiovascular Services,Department of Surgery
Columbia University Medical Center, New York, NY
1993-present
Attending Surgeon
NewYork-Presbyterian Hospital/Columbia University Medical Center, New York, NY
Clinical SpecialtiesMinimally invasive heart surgeryCardiothoracic surgeryMitral and aortic valve surgeryAdult cardiac transplantationMechanical heart assistanceCoronary bypass and aneurysm surgery
Research InterestsMinimally invasive cardiac surgeryComplementary medicineHealthcare outcomes analysisHeart replacement
Education and Training
1991-1993
Resident, Cardiothoracic Surgery
Columbia-Presbyterian Medical Center, New York, NY
1990-1991
Chief Resident, General Surgery
Columbia-Presbyterian Medical Center, New York, NY
1986-1990
Intern/Resident, General Surgery
Columbia-Presbyterian Medical Center, New York, NY
1986
MD/MBA
University of Pennsylvania/Wharton School of Business, Philadelphia, PA
1982
BA
Harvard University, Cambridge, MA
Board CertificationsAmerican Board of Thoracic Surgery, 2004American Board of Surgery, 1992
Professional Experience
2000-2001
Associate Professor of Surgery
Columbia University College ofPhysicians and Surgeons, New York, NY
1994-2001
Director, Cardiac Assist Device Program
Columbia-Presbyterian Medical Center, New York, NY
1994-2000
Irving Assistant Professor of Surgery
Columbia University College ofPhysicians and Surgeons, New York, NY
Professional HonorsHONORS:Listed in Doctors of the Year, Hippocrates MagazineListed in Healers of the Millennium, Healthy Living MagazineListed in Best Doctors of the Year, New York MagazineListed in Castle Connolly GuideNamed Global Leader of Tomorrow, World Economic Forum, 1999Named Turkish American of the Year, 1996AWARDS:Books for a Better America Award (for Healing from the Heart), 1999Robert E. Gross Research Scholarship, AATS, 1994-96Research Award, American Society of Laser Medicine and Surgery, 1991Blakemore Research Awards, Columbia University College of Physicians & Surgeons, 1988-91
Professional Societies and CommitteesMember of the Thoracic Surgical Workforce Committee, 1998American Association of Thoracic Surgeons, 1997Fellow, American College of Surgeons, 199721st Century Cardiac Surgical Society, 1996Fellow, American College of Cardiology, 1995New York State Society of Surgeons, 1995American College of Cardiology, 1995American Society for Artificial Internal Organs, 1994Association for Academic Surgery, 1994New York Society for Thoracic Surgery, 1993International Society for Heart & Lung Transplantation, 1992Association of Turkish American Scientists, 1991Turkish-American Physicians Association, 1991International Society for Optical Engineering, 1989American Society for Laser Medicine and Surgery, 1989American College of Angiology, Scientific CouncilAmerican Heart Association, Scientific Council
Selected PublicationsCardiac Assist Devices, Edited by Daniel J. Goldstein, MD and Mehmet C. Oz, MD Minimally Invasive Cardiac Surgery, Edited by Mehmet C. Oz, MD, and Daniel J. Goldstein, MD. Voted the best health science book by Doody's rating service in 2000 Oz, MC, Healing from the Heart. Dutton New York, NY 1999 Goldstein DJ, Oz, MC, Rose EA: Implantable left ventricular assist devices. New England Journal of Med 339: 1522-1533, 1998 Oz, MC, Levin H, Rose EA. Long-term, Implantable Ventricular Assist Devices: What are they and who needs them. Comprehensive Therapy 21(7): 351-354; 1995.Oz, MC, Goldstein DJ, Pepino P, Weinberg AD, Thompson SM, Catanese KA, Vargo RL, McCarthy PM, Rose EA, Levin HR. Screening scale predicts patients successfully receiving long-term, implantable left ventricular assist devices. Circ 92 (9 supp II):II-169-II-173; 1995.Oz, MC, Argenziano M, Catanese KA, Gardocki MT, Goldstein DJ, Ashton RC, Gelijns AC, Rose EA, Levin HR. Bridge experience with long-term implantable left ventricular assist devices: are they an alternative to transplantation? Circulation 95(7): 1844-1852, 1997.Oz, MC, Argenziano M, Rose EA. What is "Minimally Invasive" coronary bypass surgery? Experience with a variety of surgical revascularization procedures for single-vessel disease. Chest.;112:1409-16 1997.Oz, MC, Whitworth J, Liu E. Complementary medicine effects on coronary artery bypass patients. JAMA;279(9):710-11, 1998. Oz, MC, Rose EA, Lemole GM. Alternative Medicine-The Case of Herbal Remedies. The New England Journal of Medicine; 340(13): 1056, 1999.Chen JM, Cullinane S, Spanier TB, Artrip JH, John R, Edwards NM, Oz, MC, Landry DW. Vasopressin Deficiency and Pressor Hypersensitivity in Hemodynamically Unstable Organ Donors. Circulation; 100(19 Suppl); II244-6, 1999.Goldstein DJ, Oz, MC: Current Status and Future Directions of Minimally Invasive Cardiac Surgery. Curr Opin Cardiol 14:419-425, 1999. Oz, MC, Cosgrove DM, Badduke BR, Hill JD, Flannery M, Palumbo R, Topic N. Controlled clinical trial of a novel hemostatic agent in cardiac surgery. The Fusion Matrix Study Group. Ann Thorac Surgery, 69(5) :1376-82, 2000.Morales DLS, Catanese KA, Helman DN, Williams MR, Weinberg A, Goldstein DJ, Rose EA, Oz, MC. Six-Year Experience of Caring for 44 LVAD Patients at Home: Safe, Economical, and Necessary. JTCVS; 119(2): 251-59, 2000. Liu EH, Turner LM, Lin SX, Klaus L, Choi LY, Whitworth J, Ting W, Oz, MC. Use of Alternative Medicine by Patients Undergoing Cardiac Surgery. J Thorac Cardiovasc Surg; 120(2): 335-41, 2000.
Mehmet Öz'den sağlıklı hayatın sırları
Mehmet Öz'den sağlıklı hayatın sırları
Time dergisi tarafından 2008 yılında dünyanın en etkili 100 ismi arasına seçilen Doktor Mehmet Öz, A'dan Z'ye merak ettiğiniz her şeyi cnnturk.com'a anlattı.
Prof. Dr. Mehmet Öz
Bir kalp damar cerrahı... ABD'de pek çok televizyon programına katıldı... Columbia Üniversitesi'nde profesör... Harvard Üniversitesi'nden mezun... Çok sayıda tibbi alanda uzmanlığı var... "Yılın Doktoru", "Milenyum'un İyileştiricisi", "Yarının Küresel Lideri", "Yılın Türk-Amerikalısı" gibi sayısız unvanı var... "For Healing from the Heart" kitabı ile "Books for a Better America Award"’a değer görüldü... Robert E. Gross Araştırma Bursuna hak kazandı... Birçok profesyonel dernek ve kuruluşa üye... Kendisi gibi doktor olan Lisa Öz ile evli... Dört çocuk babası... Oprah Winfrey'le birlikte televizyon programları yapıyor... En son olarak da Time dergisi tarafından 2008 yılında dünyanın en etkili 100 isim arasında gösterildi. 48 yıllık hayatına bunca şeyi sığdırabilen Prof. Dr. Mehmet Öz merak ettiğiniz hemen her şeyi Hande Atay Alam'a anlattı. Öncelikle sizi çok tebrik etmek istiyoruz, Time dergisinin 2008 yılındaki dünyanın en etkili 100 ismi arasına girdiniz… Aslında ben bunu duyduğumda çok şaşırdım. Ameliyathaneden yeni çıkmıştım. Uluslararası bir ödül olduğu için birçok kişi katıldı. Onlarla tanışmaktan çok mutluluk duydum. Mutlu oldum ama aslında iyileşmiş hastamın takdiri benim için çok daha önemli. Bütün bu ödüller güzel ve çok da mutlu oluyorum ama bence bir hastamı iyileştirmekten daha büyük bir zevk yok bu dünyada. Bu listede Amerikan başkanlığı için yarışan Barack Obama, Hillary Clinton veya Dalai Lama gibi isimlerde var, listedeki diğer isimleri görünce nasıl hissettiniz? Aslında birçoğunu tanıyorum ben… Öyle mi, çoğunu tanıyor musunuz? Evet tanıyorum. Uluslararası bir ödül olduğu için dünyanın her yanından katılan insanlar oldu. Ama Dalai Lama ile yaşlanma üzerine bir konferansta beraberdik. Hillary Clinton’in eşi ameliyat olmak için buradaydı. John McCain’i de çok iyi tanıyorum. Hepsi törene katıldı. Birçok artistte vardı, müzik, bilim ve edebiyat dünyasından birçok kişi vardı. Çok güzel bir tören oldu aslında. Bazen bunlar sıkıcı olabiliyor ama neşeli zevkli bir akşamdı. Tabi ödül almak için yaşanmaz. Çünkü ödüller geliyor, gidiyor. Hayatta çok daha önemli şeyler var. Kimse sürekli bu ödüller uğruna çalışmaz. Siz senelerdir bu ameliyatları yapıyorsunuz, hala bir hayat kurtartığınız zaman aynı duyguları aynı heyecanı hissediyor musunuz? Aynı heyecanı hissediyorum. Bir hastamı kaybettiğimde de aynı ağırlığı hissediyorum. Kalbi, bu kuvvetli adaleyi eline aldığın zaman hakikaten Allah'ın ne olduğunu anlıyorsun. O kadar enerji dolu muhteşem bir şey insanın kalbi. Ondan hiç bir zaman sıkılmam. Sıkılmak imkansız bence… Dinine bağlı olan, dua eden hastaların iyileşmesinin çok daha çabuk olduğu gerçekten doğru mu? Aslında biz bu konu üzerinde araştırma yaptık. Sırf dini kabul edenler değil aynı zamanda istikbalini iyi gören insanlar da daha iyi ve daha hızlı yaşıyorlar. Çünkü hayatlarında her zaman bir amaçları var. Kendi isteklerinin dışında kalbi çalıştırmak için amaçlar gerekiyor hayatta. Dindar insanlar zaten bunu baştan kabul ediyorlar ama bunun için dindar olmak şart değil. Başka neler yapabilir insanlar? Sevdiğin insanlar, çocukların, işin, memleketin bütün bunlar çok önemli… Bunlara tutunabilirsiniz. Aşık olduğun, bu aşkın peşinde koştuğun zaman hastalığa zaman kalmıyor. Bazı hastalarım ofise geliyor ve 'yaşasam da yaşamasam da benim için farketmez' diyorlar. Ben böyle diyen bir hastayı kesinlikle ameliyat etmiyorum. Ama çok riskli hasta olsa da 'benim çocuğum var', 'çocuğum sakat ona bakmam lazım' ya da 'onu korumam lazım', 'benim yaşamam lazım' derse o zaman hiç çekinmeden ameliyat ediyorum. Çünkü eminim ki hastayı kaybetsem bile en iyi şansı vermiş oluyorum ona. Bence bir doktorun, bir hekimin en büyük rolü hastalarını bu konuda ikna etmek. Yani bir spor salonuna girdiğinde nasıl kendini diri tutman gerekiyorsa aynı şekilde ameliyata girmek için de kendini kanıtlaman lazım. Aşık olmayan biri, aşkı hiç tatmamış ya da aşkta karşılığı bulamayan birinin de iyileşmesi gerçekten çok mu zor? Aslında kalbi kırabilirsin. Yani bu gerçekten var? Evet gerçekten var. Beyindeki dopimin miktarı çok önemli… Esrarkeş olan insanlar bu ilaçları aldıkları zaman beyindeki dopimin miktarı fazlalaşıyor. Bu dopimin hormonu aynı şekilde aşık olduğumuz zaman da artıyor. Onun için aşık olduğunuz insan sizden ayrıldığı zaman bu dopimin miktarı birden düştüğü için kendinizi çok halsiz hissedersiniz, hakkaden hastalık yaratır bu… Peki kalbe fiziksel olarak nasıl bir etkisi oluyor? İki şey oluyor, evvela kalp hızlı çalışmaya başlıyor ama atış miktarı azalıyor. Onun için güzel, sert, hızlı, kuvvetli atış yapan bir kalp tamamen tersini yapar, gevşek kalır. Arter basıncı düşer. Bunun çalışmasını birkaç büyük merkez yaptı. Hakikaten bunu buluyoruz. Kalbi incittiğin zaman birden kalp durabiliyor. Rahatlatamazsan bir yerden sonra kalbi fazla çalıştırıyorsun, kalp birden duruyor ve sizden vazgeçiyor. Peki sağlıklı yaşamanın sırlarını nelerdir? Sağlıklı yaşamak için en önemli şeyler neler Doktor Öz? Sağlıklı yaşamak için birkaç mühim şey var. Bazı ülkelere baktığımız zaman mesela 100 yaşına kadar yaşayan insanlar var. Onların neler yaptıklarını ölçtüğümüz zaman birinci yaptıkları şeyin adım atmak, yürümek olduğunu görüyüroz. Gördüğünüz gibi adım atan, adımları tutan bir cihaz var kemerimde, bunlar çok ucuz… Niye kullanıyorum bunları, çünkü kaç adım attığımı ölçebiliyorum. Günde 10 bin adım atman şart. Ortalama bir Türk 3 ile 5 bin adım atıyor. Daha fazla hareket ederseniz hem kalori sarfedersiniz, kilo almazsınız hem de adalelerinizi çalıştırırsınız. Bir adale yağa nazaran elli misli daha fazla kalori yakıyor. Onun için adale varsa vücudunuz yağlanmıyor. Aynı şekilde insanlar spor yaparak kilo kaybetmelerini kolaylaştırırlar. İkincisi esnek olmak için yoga. Ben her sabah kalktığım zaman yogamı yapıyorum. Bir de onunla beraber 100 tane şınav çekiyorum. Bu benim sabahki spor programım. Akşamları koşuyorum. Yani günde 2 kere spor yapıyorsunuz, bir sabah bir akşam? Sabah sporu daha çok uyanmak için… 7 dakika sürüyor, daha fazla değil. Herkezin yapabileceği şey, bir de şınavlarım var o kadar. Başka hiçbir şey yapmıyorum. Bir haftanın dört günü yaptığım spora ilave olarak işten geldiğim zaman yarım saat 45 dakika spor yapıyorum. Evin içinde mı yoksa dışarıda mı koşmayı tercih ediyorsunuz? Hava güzelse dışarıda değilse evde koşuyorum. Bir de barfiks yapıyorum ve mekik çekiyorum. Çok da basit bir program… Daha da ilave bir şey yapmak istemiyorum çünkü vakit kaybetmek istemiyorum. Eğer yarım saat vaktim varsa yarım saat spor yapmak istiyorum. Kendi vücudumu bir halter cihazı olarak kabul ediyorum. Yani şınav, barfiks, bütün bunlar için kendi vücudumu kullanıyorum. İlave olarak ağırlık taşımak gerekmiyor yanımda. Daha da büyük olmak istemiyorum zaten. Spor dışında sağlık için neler yapılmalı. Mesela yemek konusu… Yemek Türkler için çok önemli, bir kültür. Türk insanlarına yemek açısından ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Evet bazı ülkelerde yemek o kadar önemli değil. Ama Türkiye'de gerçekten yemek bir kültürdür. Aslında Türkiye çok şanslı bir ülke, çünkü bizde bulunan meyveler sebzeler hem lezzetli oluyor hem de diğer ülkelere nazaran ucuz aslında. Bu kadar zengin bir ülkede yaşıyorken ve bu meyve sebzenin ne kadar mühim olduğunu bildiğimiz halde bunları kullanmamamız çok büyük bir hata. Yazık aslında. Sağlıklı gıdalar için birkaç şey çok mühim… Birincisi topraktan çıktığı zaman bu yemekler aynı şekilde ağzınıza girmeli. Yani meyve, sebze ve buna benzer hakiki yemekler önemli bizim için. Kaloriyi saymayın. Eğer perhiz yapacaksanız yediğinizin miktarını hesaplamayın, besin miktarını sayın. Çünkü beyin besini ölçüyor, kaloriyi değil. Onun için beyaz ekmek veya şeker yerseniz içinde besin olmadığı için beyin bunları kabul etmez. İlave olarak daha çok besin dolması için yemek ister. Türkiye'nin ekonomik durumunu düşündüğünüz zaman, ekmek, makarna, pilav sürekli yenen şeyler. İnsanlar bunu nasıl dengeleyebilirler? 'Bunları dengelemek için bunları yeme' demek istemiyorum. Yalnız yemek için mühim olan şeyleri size özetleyeyim. Onları yedikten sonra eğer iştahın varsa diğerlerinden de yiyebilirsin. Örnek olarak balık çok mühim, ceviz mühim. İkisinin içinde de omega 3 yağı var. Meyvelerin ve sebzelerin içinde önemli olan vitaminlar bulunuyor. A, B, C, D, E... Bütün vitaminler var. Onun için hakiki yemekleri yerseniz eğer iştahınız kalmışsa, diğerlerini de yiyebilirsiniz fakat beyaz ekmek, beyaz şeker, bunun gibi beyaz yemeklerin sağlığınız için hiçbir yararı yok. Alacaksanız da az miktarda alın. Onun dışında yemeklerinize salatayla başlayın, içine sirke, zeytinyağı katın. Bunların hepsi sağlıklı, istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Biraz da beyaz peynir, biber ve domates. Domatesin içinde likopen diye bir madde var, hem bağışıklık sisteminizi kuvvetlendiyor hem de sizi güneşe karşı koruyor. Beyaz pilavın yerine ize daha lifli pilavlar varsa daha faydalı bağırsaklarınız için. Ana yemeklerde de az miktarda et, biraz balık, biraz sebze… Siz kırmızı eti de hiç tavsiye etmiyorsunuz değil mi? Bir de hep beyaz et ile kırmızı etin arasında çok da fark olmadığını söylüyorsunuz? Beyaz ve kırmızı etin arasındaki fark çok az… Bir de tabi çevresel koşullarımız nedeniyle bizim için et yemek hiç iyi değil. Hayvanları büyütmek için su harcıyoruz, benzin harcıyoruz, onlara yemek veriyoruz. Bu hayvanları et için beslemek genel olarak insanlar için pek faydalı bir şey değil. Peki ya tatlılar? Bence tatlıların hiçbir rolü yok! Çünkü biyolojik yönden maksatsız ve mantıksız bir hareket, çünkü tatlı yediğiniz zaman yemeklerin sonunda vücuttaki insülin miktarını fazlalaştiriyorsunuz. Bu hormonun vazifesi yağ toplamak, onun için yemekten sonra şeker yediğiniz zaman insülin fazlalaşıyor ve bütün yediğiniz yemekleri yağ olarak vücuda yapıştırıyorsunuz ve bunlar vücutta kalıyor tabi. Yani sizin evinize hiç baklava girmiyor mü? Evet hiç baklava yok. Ama baklavaya karşı bir şeyim yok. Babamın en çok sevdiği şey baklavadır. Ben de çok seviyorum. Baklavanın içinde sağlıklı ceviz ve yağlar var. İyi yağlardan var. Ama baklava yiyiceksen yarım parça yemen yeterli. Günde 3 kere yeme, bir kez ye. O sizin için bir ödül olsun günün sonunda. 'Diet smart', yanı hep akıllı diyetten bahsediyorsunuz. 'Pazartesi diyete başlayacağım, 3 günlük ya da 7 günlük diyet' derken hep diyetle yaşıyor insanlar. Nasıl bir diyetle yaşamalı? Neler tavsiye edersiniz? Aslında diyet bir koşu yarısı değil bir marotondur, onun için hayat boyu yapabileceğin bir diyet olmalı. Vücudun biyolojisinin bu perhizi kabul etmesi gerekiyor. Örnek olarak hiç kimse bir hafta içerisinde 2 kilodan fazla kaybedemez. Ondan fazla kaybetmişse vücut su kaybetmiştir. Ya da adale kaybediyordur ki bu iyi bir şey değil. O zaman en sağlıklısı haftada 1 kilo vermek mi diyorsunuz? Haftada bir kilo kaybedersin, senede 50 kilo… Büyük bir miktar bu… Bu bile zor olacaktır ama önemli değil, en azından o maksatla başlayın. Yağ biyolojisini anlayabilirsen o zaman rahatlıkla gençlikte olduğunuz kiloya dönebilirsiniz. Aslında bu benim için çok ilginç bir konu. Şişman insanlar zayıf insanları şanslı olarak kabul ediyorlar, zayıf insanlar da şişman insanları tembel olarak kabul ediyorlar. Ama hiçbiri doğru değil. Zayıf insanlar hayatlarında bazı hareketlere uymaya başlamışlar ki, hiç uğraşmadan hiç düşünmeden kilolarını düşük tutabiliyorlar. Bunun sebebi nedir? Birincisi öncelikle kendi biyolojilerini anlıyorlar. Mide sancıları yapan bir hormon var. Bu hormonun ismi renin. Renin miktarını düşürtmek için yemek yemek lazım. Yemek yerken ancak 30 dakika sonra renin miktarı düşmeye başlar. 30 dakikanın içinde 3 öğün yemek yersiniz. Onun için sofradan kalktığınız zaman diyorsunuz ki, 'Ne kadar çok yedim ben, amma da çok yedim.' Daha mantıklı bir yol var. Yemekten yarım saat önce elinize bir avuç ceviz, badem veya fındık alın. Meyve de olabilir… Bunları yediğiniz zaman renin miktarı, hemen düşmeye başlıyor. Yarım saat sonra sofraya oturduğunuz zaman iştahınız kesilmiş oluyor. Zaten çok yemeğe yer kalmıyor midede... Aslında yemek için yer var ama hormon miktarı düşüyor. Çünkü sen ancak bir avuç yedin değil mi? Bir avucun içinde yüz kalori var belki, daha fazla değil. Normal olarak bir yemekte 500 kalori yersiniz. Oturduğunuz zaman kendinizi tok hissederseniz ama yediğiniz miktar aslında azdır. Hakikaten 500 kalori yersiniz, 1000 kalori değil, ama yine de kendini rahat hissedersiniz. Bu gibi teknikler çok önemli… Genç kalmak için ne yapmamız gerekiyor? Son senelerde insanlar botoks gibi farklı yöntemlere başvuruyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Şimdi genç kalmak için tabi dış görünüş mühim bir şey. Genç gözüken insanlar daha fazla para kazanıyorlar, kendilerini daha iyi hissediyorlar ve hayatlarından daha memnun kalıyorlar. Onun için ben sizi hiç kandırmak istemiyorum, bu çok mühim bir konu. Genç kalmak isteyen bir insan sırf dış görünüşünü düşünemez. Hem içten iyi gözükmeli hem de dıştan. İç kısmı genç tutmak için hayattaki büyük amaçlarınızın ne olduğunu anlamanız gerekiyor. Kendi isteklerinin dışında kalbinizi çalıştırmanız için bir sebep gerekir. Onların ne olduğunu bulmanız gerekiyor. Aynı zamanda diğer insanların menfaatlerini de düşünmezseniz hiçbir zaman rahat yaşayamayazsınız. Dalai Lama ile beraber bir kongre yaptık. Ona çok basit bir soru sordum. Bu soru genç kalmanın üzerineydi: "Genç kalmak için ne yapmak lazım hayatta?" Dalai Lama "Bizim memleketimizde bir tabir var, 'İyi olmayan bir insan erken ölsün' dedi. Şaşırdım. Dalai Lama’dan böyle bir laf hiç beklemiyordum. “Neden? Biraz sert bir tabir gibi geliyor bana.” dedim. Dalia Lama, "Aslında biz bunları menfaatları düşünerek söylüyoruz. Çünkü iyi olmayan bir insan etrafında kötülük topluyor, biriktiriyor. Bizim inançlarımıza göre bu insanlar öldükten sonra da aynı kötülükleri taşıyıcaklardır. Onun için, bunu bir an evvel durdursun, bir dahaki hayatında belki daha iyi bir insan olur. Ama tam tersi iyi insanlar da var. Onlar daha da uzun yaşasınlar ki daha iyi şeyler yapsınlar hayatlarında. O yüzden uzun yaşayacaksan amaçların olması gerekiyor. Bence Türkiye'deki bu yöntemler çok fazla kullanılıyor. Botox, ameliyatlar ve diğer kullanılan teknikler hem gerektiğinden fazla hem de sağlıklı değil. Bazı insanlar hiçbir zaman kendilerinden mutlu olmazlar çünkü kendi içlerinde mutlu değillerdir. O yüzden önce iç kısımlarını tedavi et, spora başlat ki vücudunda güzel gözüksün, ondan sonra kozmetik, cerrahi yönetimleri düşünmeye başla. Eğer vücuduna bakmışsan, gıdanı düzeltmişsen plastik cerrahi mantıksız bir şey değil. Yani yine yapılabilir diyorsunuz? Bazı insanlar için çok faydalı ama ancak en son çare… Siz hep stresin yaşlanmayla bağlantısından bahsediyorsunuz... İnsan stresi hissettiği zaman, hücredeki kromozomlar yavaşça çürümeye başlıyor ve kendini yeniletmekte zorluk çekiyor. Bizim kemiklerimizin içinde kök hücreler var. Bu kök hücreler kalbimizi, akciğerimizi, karaciğerimizi yeniliyor. Bunların yenilenebilmesi için kromozomların sağlıklı olması gerekiyor. Stresten dolayı kromozomlar sağlıksız olunca kendini yeniliyemiyorsun ve yaşlanmaya başlıyorsun. Peki bu stresi nasıl azaltabiliriz? Birincisi derin nefes almayı öğrenmeniz lazım. Birçok insan derin nefesi nasıl alacağını bilmiyor. Derin nefes alırken akciğerin altında olan adaleyi kullanmanız lazım. Bu adalenin ismi diyafram. Diyaframı kullanırken, nefes alırken karnı dışarı doğru çıkartmanız lazım. Nefes bırakırken de tamamen o havayı dışarı bırakmalısınız. Bu gibi derin nefesler, yoga gibi Doğu'da kullanılan birçok tedavide sık sık kullanılan teknikler. Mesela trafikte araç kullanıyorsunuz ya da toplantıda karşınızda oturan insan sizi çok sinirlendiriyor. Bu gibi stresli durumlarla karşılaştığınız zaman yavaş yavaş derin nefes almaya başlayın. Bundan kimsenin haberi de olmaz. Ne kadar bu nefes hareketini yapmak lazım? Bir defa bile yeter ama 10 kere nefes alabilirsen farkını görürsün. Peki biz sizin hayatınıza baktığımızda, bu kadar televizyon programı, radyo programı, kitap, Oprah… Siz böyle yoğun bir tempoda nasıl stressiz yaşayabiliyorsunuz? Aslında tabi hayatım yoğun. Stres her zaman hayatımızda yer alıyor. Benim için önemli olan konu zaman değil enerji. Zaman zaten kısıtlı hayatta. Ama benim yaptığım şeyler bana enerji verirse o zaman kendimi yormadan istediğim kadar iş yapabilirim. O yüzden sabah 6'da kalkıyorum. Bütün günüm akşam 11’e kadar dolu. Ama yaptığım hareketlerin birçoğu bana enerji veriyor. Bu ropörtajlar mesela… İnsanları eğitmek benim için çok büyük bir zevk. Peki ya yapmak istemediğiniz şeyler olduğunda ne yapıyorsunuz? Tabi yapmak istemediğim şeyler de oluyor. Böyle durumlarda kendime ödül veriyorum. Mesela 'bunu bir daha yapmayacağım' diyorum kendi kendime. ya da bunu yaparsam başka şeyler için kendime hak tanıyorum. Sürekli bunu yapmayacağım, bunu sadece 1 saat yapacağım diğer saatte de kitap yazacağım, ya da yeni bir şey öğreteceğim kendime diyorum. Sizi Oprah'ın programıyla daha da çok seyretmeye başladık, Oprah hayatınızı nasıl değiştirdi? Oprah Amerika'nın en çok sevilen insanlarından biri. Onun yanında onun platformunu kullanarak halkı eğitmek benim için çok büyük bir onur oldu. Çok hakiki bir insan. Ben Oprah’ı gerçekten çok korumak istiyorum. Onun kurduğu bu platform eşsiz bir platform. Sağlık konularında bu çok mühim. Çünkü herkes sağdan soldan laf dinliyor. İşte hep duyuyoruz, “Annem bunu diyor, gazete şunu yazmış…” diyen çok insan var. Hakikaten vücudumuz için bazı şeyler çok mühim. Bunları öğretmek zor değil. O yüzden yazdığım kitaplarda hep bunlar üzerine: İnsanlara basit şekilde mühim şeyleri öğretebilmek. Duyduğumuz kadarıyla Türkiye'de Oprah ile bir program çekecektiniz, ne zaman gerçekleşecek bu proje? Aslında bizim Oprah ile beraber yapacağımız bir dünya seyahati programımız var. Tek bir program değil, birkaç dizi birden yapmak istiyoruz. Bu yaz bu projeleri gerçekleştirmek için vaktimiz kalmadı ama inşallah gelecek yaza bu projeyi gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Tabi Türkiye'ye de gideceğiz. Türkiye'de nerelere gitmek istiyorsunuz? İstanbul... Orada Mısır Çarşısı, Kapalıçarsı… Müzeleri falan da gezeceğiz tabi ama halkı eğitmek için çarşıları gezmek istiyorum çünkü orada gıda var. Onları göstermek istiyorum. Sivas’ta sedef hastalığını tedavi eden balıklar var. O balıkları da göstermek istiyorum. Oprah’a güney sahillerini de göstermek istiyorum. Bir de tabi güney sahillerindeki meyvelerimizi, sebzelerimizi... Bize bu yoğun temponuzun arasında zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz Doktor Öz. Ben teşekkür ederim.
Mehmet Öz'den Sağlıklı Yaşam Sırları
Mehmet Öz ile söyleşi - İndirmek İçin (WM)
Mehmet Öz ile söyleşi - İzlemek için (WM)
Doktor Öz bir hastasıylaDünyaca ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz aynı zamanda satış rekorları kıran birçok kitabın da yazarı. New York'un en gözde cerrahlarından biri olan Öz, Amerikalı gençlere sağlıklı yaşamanın yollarını öğreten Healthcorps adlı vakfın da kurucusu. Türklerin kalp hastalıklarına karşı daha savunmasız olduğunu söyleyen Mehmet Öz, kalp rahatsızlıkları ve obeziteyle mücadele yollarını ve son çalışmalarını Gündem'e anlattı. Ünlü doktorla New York muhabirimiz Çağla Güvelioğlu konuştu.New York Presbiteryan Hastanesi'nin kalp cerrahı olan Mehmet Öz’ün kitapları Amerika’da satış rekorları kırıyor. Ünlü talk showcu Oprah Winfrey'in bir numaralı konuğu olan Öz, çok sayıda derginin kapağında yer almış, hayat kurtaran bir sağlık uzmanı. 2003 yılından bu yana da Healthcorps adlı vakfı aracılığıyla gençlere sağlıklı beslenmeyi, spor yapmayı ve güçlü bireyler olmayı öğreten Dr. Mehmet Öz, Healthcorps vakfını yaklaşık 5 yıl önce 25 yaşındaki bir hastaya kalp ameliyatı yaptıktan sonra kurmaya karar vermiş.
Amerika'da 7 eyalette binlerce gence eğitim veren vakfa başta New York eyaleti olmak üzere çeşitli kaynaklardan destek geliyor. Ancak Mehmet Öz'e göre vakfın başarılı olmasında gençlerin büyük rolü var. Öz şöyle konuşuyor: “Üniversiteyi yeni bitiren çocukları alıyoruz, öğretmeyi öğretiyoruz, biraz da sağlık dersleri veriyoruz. O bilgiyle bu genç, 22-23 yaşındaki çocukları liselerin içine koyuyoruz. Yaş farkı daha az olduğu için daha çok bir ağabey, bir abla gibi kabul ediliyor bu çocuklar. Bu sebeple sorulan sorular biraz daha açık, biraz daha faydalı oluyor.” Mehmet Öz’e Amerika'da gençler sağlıklı yaşam konusunda ne kadar bilinçli diye soruyoruz. Ünlü kalp cerrahı bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Vücutları nasıl çalışır bilmiyorlar, besinlerin menfaatlerini anlamıyorlar. Sağlıklı bir spor hayatını nasıl kuracaklarını bile bilmiyorlar. Bu sebeplerin dışında bir de, istikballerini net görmüyorlar. Kendilerini hep sağlıksız hissediyorlar. Ama anlamadıkları şey şu: Eğer gençliğini korumazsan, daha hızlı yaşlanacaksınız. Daha hızlı yaşlandığınız zaman da onu geri çevirmen çok daha zor.” Healthcorps gibi bir vakfı diğer ülkelerde ve özellikle de Türkiye'de kurup kurmayacağı yönündeki sorumuza ise Mehmet Öz şu yanıtı veriyor: “Türkiye'deki vakfı açtığımız zaman Amerika'da olduğu gibi orada da üniversite bitiren çocukları eğitmek istiyoruz, aynı şekilde oradaki liselere çocukları koymak istiyoruz. Ben bunları Sağlık Bakanlığı ile görüştüm. Tabi herkes konuyu beğeniyor. Niye? Çünkü hem ucuz, hem faydalı. Onun için hem siyasi insanlar beğenecekler, hem de öğrenciler ve öğretmenler de beğenecekler. Bunları bir araya getirdiğimiz zaman hakkaten sistemi değiştirmek mümkün olacak.”Dr. Mehmet Öz'e göre Amerika'da obezite oranı %35. Ancak bu dönemde doğan çocukların şeker hastası olma ihtimali %40'a yaklaşıyor. Hatta Latin Amerika kökenlilerde bu rakam %50'yi aşıyor. Bu da birçok hastalığa neden olabiliyor. Mehmet Öz obeziteyle ilgili olarak şunları söylüyor: “Bir insanda obezite olduğu zaman 3 şey olur: Birincisi, bu yağ tabakası böbreklerin üzerinde baskı yapıyor. Baskı yaptığı zaman bu sefer mecburen böbrekler daha fazla kan istiyor. Daha fazla kan gelsin diye vücuttaki tansiyon yükseliyor, tansiyon oranı artmaya başlıyor. İkincisi karaciğeri zehirliyor. Karaciğeri zehirlediği zaman, bu sefer karaciğer kötü kolesterol yapmaya başlıyor. Son olarak, yağ tabakası büyüdükten sonra, insülin diye bir hormon var, onun etkisini azaltıyor yağlar. Onun için şeker hastalığı ortaya çıkıyor. Şu 3 hastalık, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve yüksek kan şekeri bir araya geldiği zaman kalp rahatsızlığı aniden fazlalaşmaya başlıyor. Bunu biz batıdaki ülkelerin çoğunda görüyoruz. Yavaş yavaş Türkiye'de de artmaya başlıyor.”Türklerin genetik olarak kalp krizine karşı daha savunmasız olduğunu vurgulayan Kalp uzmanı Öz bunu bir örnekle açıklıyor: “Genetik olarak bizde iyi kolesterol taşıyan protein miktarı çok düşük. Bunun ismi HDL kolesterol. Bu HDL kolesterolü çöp kamyonlarına benzetebiliriz. Düşünün, sanki İstanbul şehrinde pislikler birikmiş. Çöpçü kamyonları içeri gelip o çöpleri toplayıp götürürse şehir daha güzel gözükür. Aynı şekilde bizim vücudumuza bazen pislikler birikiyor, özellikle arterlerin içinde. Bu pislikler temizlenmezse arterlerde paslanma oluyor. Damar sertliği, kalp krizi, felç, ona benzer hastalıklar ortaya çıkıyor. Onu önlemek için vücut çöp kamyonuna benzer moleküller yaratıyor. Bunların ismi HDL kolesterol. Bu kamyonlar vücudun içine girip, damarları dolaşıp fazla olan kolesterolü toplayıp götürüyorlar dışarı. Vücudumuzda bulunan çöp kamyonu oranı düşükse, o zaman kalp hastalıkları oranı çıkar. Türklerde genetik olarak bu HDL kolesterol düşük. Niye? Çünkü atalarımızın yediği yemekler çok kaliteli olduğu için o molekülden gerekmiyordu. Ama bugün yeme alışkınlaklarımız tamamen değişmiş. Özellikle gençlerin perhizleri kötüye dönmüş. Onun için bizi koruyan HDL kolesterol yok.” Ünlü kalp cerrahına kalp hastalıklarıyla mücadele için tüketilmesi gereken ve kesinlikle uzak durulması gereken yiyeceklerin neler olduğunu soruyoruz. Öz, “Kalp sağlığını korumak için şunları tüketmeniz gerekiyor. Birincisi, sağlıklı yağlar. Bunlar balık yağı, ceviz, fındıkta bulunan yağlar. Onları beğenmiyorsan o zaman Omega 3'ü hap olarak alabilirsiniz. İkincisi yediğiniz yağların kızartılmamış olması gerekiyor. Dükkanlarda satılan, aylar önce yapılmış yağları kullanmayın. Niye, çünkü o yağları korumak için trans yağ yapıyorlar. Yani kimyasal maddeler ekliyorlar ki o yağlar bozulmasın. Çok fazla şeker yiyoruz Türkiye'de. Şekerler sırf pasta içinde gelmiyor. Ayrıca beyaz ekmek, ilave edilen beyaz şeker, bir çayın içinde mesela, onlardan uzak durmamız gerekiyor. Yediğimiz şekerler meyva tarzında gelsin,” diye konuşuyor. Kalp hastalıkları oranını düşürmek için sporun da şart olduğunu hatırlatan Mehmet Öz, “Hergün yarım saat yürüyüş, ayrıca bir saat kadar da haftada terlemen gerekiyor. Son olarak düşünce tarzını değiştirebilirsen dünyaya karşı. Stres mühim değil, algılanan stres daha mühim. Onun için etraftaki insanları daha çok sevgiyle karşılayabilirsen, o zaman kalbinizi korumuş olursunuz,” diyor. Kendi hayatında algılanan stres miktarının çok düşük olduğunu vurgulayan Mehmet Öz, bitmek bilmeyen enerjisini geceleri en az 7 saat uyumaya, düzenli spor yapmaya ve mesleğine verdiği öneme borçlu. Ünlü doktorun yoğun çalışma temposuna gelecek yıl kendi televizyon programının da eklenmesi bekleniyor.
Mehmet Öz: Yılda 100 kez seks gençleştirir
Prof. Dr. Mehmet Öz’den vücudu ve beyni genç tutmanın yolları: Renkli sebze ve meyve yiyin, yılda 100 kez seks yapın, Tek ayak üzerinde durup gözlerinizi kapatın. Dengede duracağınız her an sizin daha genç bir beyine sahip olduğunuzu kanıtlar.İSTANBUL - Prof Dr. Mehmet Öz ve Prof. Dr. Michael Roizen’in son kitabı SİZ: Genç Kalmak, ABD’de en iyi satanlar listesinin bir numarasına oturdu. Bu kitabın, yüzde 35 daha uzun bir ömre sahip olunması ve çok daha genç bir hayat sürülmesi için yazıldığını belirten Dr. Öz, “Peki bunu nasıl becereceksiniz? Tabii ki sizi zamanından önce yaşlandıran tüm iç ve dış etkenlerle savaşarak!” dedi. Yeni kitabın yeni önerileri arasında çok faydalı ve ilginç bilgiler bulunuyor. İşte bunlardan bazıları...NEDEN RENKLİLER YARARLI?Domates ve diğer renkli sebzeleri yemenizin sizin için yararlı olduğu bir sürpriz değil. Peki neden olduğunu biliyor musunuz ? İçeriğinde bulunan güçlü antioksidanlardan flavonoid ve karetonaid sayesinde serbest radikallerin vücudunuzda oluşturacağı zararları minimuma indirirler. Özellikle yemeniz gereken sebze ve meyveler arasında kırmızı üzüm, domates, kırmızı yaban mersini ve soğan bulunur.Özellikle domatesi pişmiş yemeniz sizin için çok daha yararlı. Haftada 10 ya da daha fazla yemek kaşığı domates sosunun kansere karşı etkili olduğu biliniyor. Kanserle mücadelede en önemli dostlarınızdan biri olan likopen maddesinin harekete geçmesi için domatesin pişirilmiş olması gerekli.Haftada 3 porsiyon kadar balık, kanda pıhtılaşmayı önleyerek damar tıkanıklığı riskini düşürür. İçinde bulunan Omega-3 asitlerinden maksimum faydayı alabilmeniz için somon, dil balığı ve alabalığı tercih edin.YILDA 100 KEZ SEKSÖzellikle erkekler için yılda 100 kez seks yapmak çok yararlı.Yeşil çayın içeriğinde bulunan polifenol, vücuttaki özgür radikalleri çalıştırarak damarlardaki trafiği arttırır ve hastalıklarla mücadeleye yardımcı olur. Günlük 500 ml içilecek yeşil çayın kalp ve damar hastalıklarını yüzde 26 oranında azaltıldığı yeni bir çalışmada belirlendi. Tabii ki yeşil çayın dozajı arttırıldıkça korunma oranı da artar. Hem erkekler hem de kadınlara koruma oluştursa da, son çalışmanın ışığında bu korumanın kadınlar üzerindeki oranının çok daha fazla olduğu belirtiliyor.Yoga yapmak sizin için sağlıklı bir alternatif yol olabilir. Yapılan bir araştırmada yoga egzersizlerinin LDL seviyesini bir yıl içinde yüzde 26’ya kadar düşürebildiği belirlenmiş. ( Yoga egzersizi, duruş ve esneme hareketlerinden oluşur. )Beyninizi genç tutun!Tek ayak üzerinde durup gözlerinizi kapatın. Dengenizi kaybetmeden duracağınız her an sizin daha genç bir beyine sahip olduğunuzu kanıtlar. Eğer 45 yaş ve üzeriyseniz, 15 saniyelik bir süre gayet iyidir. Yanınızda duran birine süreyi ölçtürün ve dengenizin bittiği an konusunda tam sonuç elde edin.
Prof. Dr. Mehmet Öz: Göbek = Yaşlanma
Karın bölgesindeki şişmanlık hızlı yaşlanmanın simgesi kabul ediliyor. Prof. Dr. Mehmet Öz’e göre meyve ve sebze ile beslenmek ve her gün düzenli hareket etmek şişmanlığı önlüyor ve ömrü uzatıyor.İSTANBUL - New York Presbyterian Hastanesi’nde Kalp Damar Ensitütüsü ve Tamamlayıcı İlaç Programı’nı yöneten Prof Dr. Mehmet Öz, Türk insanının en önemli sağlık sorununun göbek çevresindeki yağlanmaya bağlı, yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol düzeyi olduğuna dikkat çekti.Karın bölgesindeki şişmanlık hızlı yaşlanmanın simgesi kabul ediliyor. Prof. Dr. Mehmet Öz’e göre bitki kimyasalından zengin meyve ve sebze ile beslenmek ve her gün düzenli hareket etmek şişmanlığı önlüyor ve ömrü uzatıyor. Bunamadan korkanlara ise Mehmet Öz, her gün zerdeçal tüketmelerini öneriyor.Time dergisi’nin bu yıl dünyanın en etkili 100 ismi arasında seçtiği Türk kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, “ Yaşlanmayı hızlandıran ön önemli şey göbekteki yağlar. Büyük göbek ortaya çıkınca yağlar böbreklere ve damarlara basınç yapıyor, tansiyon yükseliyor, karaciğeri zehirliyor, kolesterol miktarı artıyor. İnsülini baskılıyor ve şeker hastalığı gelişiyor.”BOŞ GIDA ŞİŞMANLATIYOR“Siz Genç Kalın” isimli 5. kitabını yayınlayan kalp cerrahı Doktor Mehmet Öz’e göre uzun yaşamak için şeker, fast food, meşrubat gibi vitamin ve mineral fakiri gıdalardan kaçınmak şart:“Yediğiniz gıda sağlıklıysa vücut kendiliğinden kaloriyi az kullanıyor. Yani şişmanlama riski azalıyor. Bu yüzden yediğiniz sebze ve meyvenin saf ve temiz olmasına özen gösterin. Örneğin meşrubat içtiğinizde vücut kaloriyi algılıyor. Ama alacağı vitamin mineral olmadığı için yeniden yeme ihtiyacı duyuyor. Bu yüzden renkli meyve ve sebzeleri bol tüketin. Saf şeker de boş gıda. Şeker kırılmış bir cam parçası etkisi yapıyor damarın içini çiziyor. Damar bu çizilmeyi ortadan kaldırmak için kolesterolü kullanıyor. Damarlar sertleşiyor paslanıyor. Damarlar bozulduktan sonra beyin de bozuluyor. Bunama riski oluşuyor.”KİLO VERMEK CİNSEL ORGANI BÜYÜTÜYORDoktor öz, cinsel sorunları olan göbekli kişilere de kilo vermelerini öneriyor:“Kilo vermek penisi büyütüyor. Niye mi büyütüyor? Çünkü kilo verince penislerini görebiliyorlar. Şişman insanlarda yağ nedeniyle penis kayboluyor. Düşünün ki her kaybettiğiniz 15 kilo için 2.5 santim penis kazanırsınız.Sağlıklı yaşamak isteyenlere blendırdan geçirilerek hazırlanacak bir de içecek formülü var Doktor Öz’ün:“Lutein çok önemli bir bitki kimyasalı. Kanser riskini azaltıyor. Yeşil gıdalarda fazlasıyla var. Ben de bir içecek hazırladım her gün tüketiyorum. İçinde maydonoz, ıspanak, yeşil elma, kereviz, limon, zencefil ve buz var. Ailece tüketebilirsiniz. ABD’de Oprah’da televizyon şovunda içti ve çok beğendi.”BUNAMAYA KARŞI ZERDAÇAL TÜKETİNYaşlılıkta bunamaktan korkanlar ise Doktor Öz’e göre her gün düzenli zerdeçal tüketmeli:“Bunamanın en az görüldüğü yer Hindistan. Çünkü zerdeçalı yani köri sosunu çok tüketiyorlar. Hayvan deneylerinde zerdeçalın beyinde alzheimere neden olan yapışkan maddeyi azaltığı anlaşıldı. Her gün tüketilebilir.”
ÜNLÜ DOKTOR MEHMET ÖZ, ÖMRÜ UZATAN İÇECEĞİN FORMÜLÜNÜ AÇIKLADI
Ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, ABD'de Oprah Winfrey'in şovunda anlattığı ömrü uzatan içeceğinin formülünü açıkladı..
ABD'de yaşayan ünlü Türk kalp cerrahı Prof. Mehmet Öz'ün hazırladığı "yeşil içecek," Amerika'da moda oldu. Ünlü talk şovcu Oprah Winfrey'in programında, formülü kendisine ait "gençlik iksiri" adını verdiği içeceği tanıtan ünlü doktora, binlerce mail geldi.
Yazdığı diyet kitapları Amerika'da satış rekorları kıran Prof. Öz'ün sağlık iksiri, Oprah Winfrey beğenip önerdikten sonra bir anda en popüler içecekler arasında yerini aldı. Oprah Winfrey'in programına katılıp evde bu karışımı hazırlamanın yollarını anlatan Öz, gençlik iksirinin formülünü SABAH'a verdi.
Günde 3-4 bardak içilmesi önerilen, doping etkisi yapan, kilo aldırmayan ve uzun bir yaşam sürmeyi sağlayan formül anti-aging ilacı olarak da kabul ediliyor.
Sekiz farklı sebzeyle hazırlanan karışım, bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, içindeki anti oksidanlar uzun ve genç bir hayat sürmeye destek oluyor.
Çoluk çocuk herkes tarafından tüketilebiliyor. Diyet yapanlara bu karışım yardım ediyor, beslenme ihtiyaçlarını sağlıyor.
Prof. Dr. Mehmet Öz "Aslında amacım dünyadaki ev kadınlarını eğitmek. Çünkü, onlar çocuklarına, eşlerine bakıyor. Kadınları eğiterek toplumun geneline sağlık bilinci kazandırmak mümkün" diyor.
NASIL HAZIRLANIYOR?
* 2 kâse ıspanak (İyiceyıkayıp karışımın içine çiğ olarak koyabilirsiniz).
* 2 salatalık.
* 1 kereviz.
* Dörtte bir çay kaşığızencefil kökü.
* Maydanoz.
* İki elma.
* 1 tutam ıhlamur.
* Yarım limon
Bu sebzeleri karıştırıp,suyunu çıkardıktan sonragünde 3-4 bardak için.
Mehmet Öz'den 7 altın tavsiye
Prof. Dr. Mehmet Öz. uzun yaşamın reçetesini verdiği bölümünde, biyolojik saati yavaşlatmanın yollarını gösterdi. Bu yolları yedi adan başlıkta toplayan Prof. Dr. Mehmet Öz, 'Sağlığınız kadar sosşay çevreniz de önemli" dedi.Türk insanında atalarından gelen 'iyi kolesterol eksikliği' varKolesterol seviyemizde kalıtsal özelliklerin, yaşın, cinsiyetin ve stres seviyesinin de beslenme kadar önemli rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Öz, uyardı: Türk insanında genetik olarak iyi kolesterol düşüklüğü var. Kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yükselten beslenme biçimi ve yaşam tarzı benimsenmeli...İnsan kalbi vücuttaki en güçlü kaslardan biridir ve muazzam bir enerji santralidir; günde hiç ara vermeksizin 100 bin kez atar. Kalp yetmezliği batı dünyasında en önemli ölüm sebebi. Günümüzde kalp yetmezliğine en iyi çözüm, bu organı başka bir insan kalbi ile değiştirmektir. İşte sorun burada başlıyor, herkese yetecek kadar organ bulunamıyor. Bunun için kalbi iyi korumak gerekiyor...* Kolesterol tamamen zararlı mıdır? Kolesterol tamamen zararlı değildir. Vücudumuz hormon üretimi, sinir yalıtımı ve hücre zarı oluşumu için kolesterol kullanır. Kolesterol vücutta doğal olarak oluşur ve yeterli oranda kalırsa, aslında sağlığımız için iyidir. Kolesterol olmadan vücudumuz sağlıklı hücre zarı yapamaz. Kolesterol iki farklı protein tarafından taşınır. İyi taşıyıcıya HDL denir. Bunlar süper karıncalara benzer; kolesterolü tuttular mı, bir daha asla bırakmazlar. Kötü proteinlere ise, LDL denir. Teşvik edildiğinde bu kötü protein parçalanmaya başlar ve taşıdığı kötü kolesterol vücudun her yerine dağılır. Kanınızda fazla kolesterol varsa, fazlalık kalp damarlarınızda depolanabilir, bu da kalp krizine neden olur.ZAYIFLAR DA RİSK ALTINDA!* Zayıf insanlarda neden kolesterol çıkıyor? İncecik bir insanda fazla miktarda kötü kolesterol olması, yüzde 5'lik bir risk. Tehlikeli yüksek kolesterolün genetik oranı yüzde 5'tir. Diğer tüm nedenler perhiz ve bizim yaşam tarzımızla ilgili.* Kolesterol sadece yediklerimize mi bağlıdır? Hayır. Kalıtsal özellikler, yaş, cinsiyet ve stres seviyesi de rol oynar.* Kolesterolün damarlarda nasıl bir etkisi var? Damarlarda yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara hasar yaratıyor. Her biri damarların duvarını bozuyor. Yüksek tansiyon nedeniyle kan büyük bir hızla geçerken damar duvarını yırtıyor, şeker hastalığı hücreleri öldürüyor, genetik zararlar var, sigara da damarlara hasar veriyor. Duvar bozulduktan sonra tamir edilmesi gerekiyor. Burayı tamir etmek için kolesterol geliyor. Doymuş yağlı margarinden yapılan yağlı yemek yendiği için buraya gelen kötü kolesterol ise, damarın duvarını tamir edemiyor. Yani LDL proteini, dolaşım sırasında damar çeperlerine çarpar ve içindeki toksik kolesterolü damara aktararak plak oluşumuna neden olur. Vücuttaki kolesterol iyi ise, Omega 3, Omega 6 yağları veya saf tereyağından gelmişse, burayı temiz bir şekilde tamir ediyor.* İyi kolesterol nasıl artırılabilir? Kötü kolesterol LDL'yi azaltmanın en iyi yolu, diyet veya geleneksel lipid düşürücü ilaçlar. Türk insanının atalarından süregelen, genetik iyi kolesterol HDL eksikliği var. Yakın zamanda, Kuzey İtalya'da Milano şehrinin hemen dışında bulunan Garda Gölü'nde yapılan bir gözlemden, bir araştırma doğdu. Bu bölgede yaşayanların HDL düzeyleri çok düşüktü. Fakat beklenilenin aksine, düşük kalp hastalığı oranına sahiplerdi. Araştırıldığında bu insanların süper yüklü HDL'ye benzer özel bir partiküle sahip olduğu ve aynı madde düşük HDL'li kalp hastalarına verildiğinde, bu hastalardaki plakların çözüldüğü gözlendi. Bu ilaçlar üç-beş yıl içinde kullanılabilir.TOPRAKTAN ÇIKTIĞI GİBİ...* Türk mutfağı kolesterolü dengeler mi?Geleneksel Türk diyeti bizleri obeziteye (aşırı şişmanlık) yatkın kılmıyordu. Çünkü biz seneler boyunca kendi geleneksel yemeğimizi sindirmeye ve yakmaya genetik olarak adapte olmuştuk. Bugün ise batı diyetinin yaygınlaşması sonucu, Türkiye'de obezite oranı son 10 yıl içerisinde iki kat arttı.* Yağlar, karbonhidratlar, hepsi düşman mı? Yağların mı, karbonhidratların mı, yoksa proteinlerin mi bizim için kötü olduğunu yıllarca tartışmamızdan sonra daha berrak bir vizyona ulaşıyoruz. Bizim için hepsi iyidir. Fakat hepsi kötü de olabilir. Bu yüzden biyokimya üzerine konuşmak yerine, pratik yemek mesajlarına odaklanalım. Hedefler basit: Eğer yediğiniz besin topraktan çıktığı haliyle görünmüyorsa, risk alıyorsunuz demektir. Çok az yenilebilir beyaz besin toprakta yetişir. Bu yüzden beyazsa yemeyin. Bitkisel besinden zengin çilek, kiraz türü meyvelerle, turp cinsi sebzelerle ve soya fasulyeleriyle beslenin.Olduğunuzdan daha genç yaşamanın yolları 1. Adım: Kalbinizi pompalayın; bol hareket edip kalori yakın Aslında vücudunuz doğal bir yağ yakıcısıdır. Her zaman kalori yakarsınız... Bahçenizle ilgilenirken, kitap okurken ya da banyo yaparken bile kalori yakarsınız. Fakat sağlıklı olmak için fiziksel egzersiz yapmanız şarttır. Haftada 3500-6500 kalori arasında yakmanız gerekir. Kalorilerin çoğu günlük aktivitelerimizi gerçekleştirirken yakılır. Fakat araştırmalar gösteriyor ki, günlük aktivitelerle yakılan kaloriler sağlıklı olabilmek için yeterli değildir. Haftada en az 60 dakika kalp ritminizi yüzde 80 artıran kardiyovasküler egzersizleri yapmanız gerekir. Sadece düzenli yürüyüş yapmak bile, LDL (iyi huylu) kolesterol seviyenizi düşürür, sağlıklı HDL (kötü huylu) kolesterol seviyenizi artırır, vücuttaki iltihabı azaltır. Egzersiz aynı zamanda kan damarlarınızı da güçlendirir. Günde sadece 20 dakika egzersiz yapmak bile kalbinizde, arterlerinizde, eklemlerinizde, davranışlarınızda ve sağlığınızda olumlu değişikliklere neden olacaktır.2. Adım: Gerekli ölçümleri düzenli olarak yaptırın Ölçüm yaptırdığınızda çıkacak sonuçlardan korkuyorsanız bile, yine de gerekli testleri yaptırmayı ihmal etmeyin. Bu testlerin sizin sağlığınızın değişmez bir parçası olduğunu kabul edin.* Kan basıncı (tansiyon) testi: Kan basıncı testi sizin arterlerinizin duvarlarından geçen kanın kullandığı gücün miktarıdır. Eğer kan basıncınız yüksek ise, bu arterlerde küçük deliklerin oluşmasına neden olur. Fakat yüksek kan basıncının hiçbir belirtisi yoktur. Bu da bu rahatsızlığı görmezden gelmemizi kolaylaştırır. Fakat tansiyon bazı ilaçlarla ve düzgün yaşam koşullarıyla kontrol altına alınabilir. 55 yaşındaki birinin tansiyonu ideal değerlerde ise, beden yaşı takvim yaşından ortalama olarak dokuz yıl daha genç olur.* Kan testi: Yaptıracağınız kan testi ile genel sağlığınız hakkında verilere ulaşırsınız. İşte kan testinde baktırmanız gereken değerler:* Kolesterol: İyi huylu ve kötü huylu kolesterol değerlerinize dikkat edin. Kötü huylu kolesterol seviyenizi kontrol altında tutmaya çalışırken, iyi huylu kolesterol seviyenizi yükseltmeye çalışın. İyi huylu kolesterol seviyenizi yükseltmek için; günde birkaç kaşık zeytinyağı için veya 100 gram balık ya da bir avuç fındık, fıstık ya da ceviz yiyin. Günde ortalama en az 30 dakika yürüyüş yapın. Niasin (nikotinik asit) alın. Her gece bir kadeh içki içebilirsiniz ama bir gecede içmeniz gereken sınırı sakın aşmayın. Homosistein: Alınan proteinlerin sindirilmesini sağlayan bu maddenin fazlası damar duvarlarında tahribata neden olabilir. Kan testinizde bu değerin 9 mg/dl veya daha az olmasına dikkat edin. C reaktif protein: Kan testlerinde bu değerin yüksek olması, kalp hastalıkları riskinin de yüksek olması anlamına gelir. Bu değeri günde bir tane Aspirin içerek ya da düzenli egzersiz yaparak kontrol altına alabilirsiniz. Kan şekeri: Her zaman 100 mg/dl'nin altında olmasına dikkat edin. Şeker hastası olmasanız bile, çok şekerli yiyeceklerden ve doymuş yağdan uzak durun.* Fiziksel testler:* Maksimum kalp hızı: Üç dakika vücudunuzu zorlayacak bir egzersiz yaptıktan sonra, kalp ritminizin hızını ölçün. Yaşınız için öngörülen maksimum değere, yüzde 80 - 90 oranında ulaşabiliyor musunuz? Maksimum kalp hızı değerini, yaşınızı 220'den çıkararak bulabilirsiniz.* Toparlanma süresi: En ağır egzersizi yaptıktan sonra kalp hızınızı not edin. Sonra vücudunuzun soğumasına izin vermeden egzersizi bırakın. İki dakika sonra kalp hızınızı tekrar ölçün. Yaşınıza göre maksimum değerin en az yüzde 80'ine ulaşıyorsa ya da iki dakika içinde 66 veya daha fazla değer düşüş göstermeye başladıysa, takvim yaşınızdan en az beş yıl daha gençsiniz demektir.3.Adım: Çevrenizde iyi ve güvenilir dostlarınız olsun Strese ve depresyona karşı kendinizi koruyun, olumsuz düşüncelerden uzak durun, kronik stres kalbin en önemli düşmanıdır.4. Adım: Kalbinizi doğru besleyin; haftada bir kez balık yiyin Günde en az bir avuç fındık, fıstık ya da ceviz yiyin. Zeytinyağı ve balık yağı damarlarınızı temizlemek ve iyi huylu kolesterolü yükseltmek için bire birdir. Haftada en az bir kere balık yiyin. Günde 32 mg flavonoid alın. Kanın temizlenmesine yardımcı olan bu madde çay, üzüm, kızılcık, soğan, domates ve portakalda bolca bulunur. Düşmanlarınızı tanıyın, yağlı etten, fındık yağından, tam yağlı süt ürünlerinden ve fast food türü gıdalardan uzak durun.5. Adım: Akrabalarınızla görüşmeyi ihmal etmeyin Böylelikle, hem akrabalarınızla vakit geçirir hem de onların da şikayetçi olduğu genetik rahatsızlıkları öğrenebilirsiniz.6. Adım: Ecza dolabınıza özen gösterin Erkekler 35, kadınlarsa 40 yaşından itibaren kalp rahatsızlarından korunmak için her gün bir tane Aspirin alabilir. Bedeninizin ihtiyacına uygun bir multivitamin de takvim yaşınızdan altı yıl daha genç kalmanızı sağlar. Magnezyum, kalsiyum, C, E vitaminleri ve potasyum açısından zengin multivitaminleri tercih edin.7. Adım: Düzenli olarak ihtiyacınız kadar uyuyun Düzenli uyumaya özen gösterin. Araştırmalar kadınların günde yedi - sekiz, erkeklerin sekiz - dokuz saat uykuya ihtiyaç duyduklarını ortaya koyuyor.
Mehmet Öz ile uzun yaşamın reçetesi
Dünyanın en ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz'e göre kalp krizinin başlıca nedeni aşırı kilolar. Yaptığı buluşlarla Amerika'da 'milenyum doktoru' seçilen ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun ve sağlıklı yaşamanın reçetesini verdi.Günde sekiz bardak su içmek kalp krizi riskini yarı yarıya azaltıyorDünyaca ünlü Prof. Dr. Mehmet Öz, kalp krizinden korunmanız için önerilerde bulundu: Aşırı şişmanlıktan kaçının. Kolesterol seviyenize dikkat edin. Son yapılan bir araştırmaya göre, günde beş bardağın üzerinde su içenlerde kalp krizi geçirme oranı yarı yarıya azalıyor; sekiz bardak su için. Son tavsiyem ise, hayatta bir amacınız olsunProf. Dr. Mehmet Öz, sağlıklı yaşam önerilerini, Günaydın okurları için Esra Tüzün'e anlattı. İşte, Öz'ün tavsiyeleriyle, kalp krizinden korunmanın yolları...* Yaklaşan kalp krizi hissedilir mi?Birçok insan kriz yaklaştığında uyarı sinyalleri alacağını düşünüyor ama doğru değil. Yanılıyorlar. Hastaların yüzde 50'si hiçbir sorun hissetmiyor, hatta kadınlar erkeklere göre daha az ağrı ve daha çok mide bulantısı hissediyor. En önemlisi, kalp krizi geçirenlerin yarıya yakını aslında çeşitli yaralanmalar sonucu hayatlarını kaybediyor. Aşk acısı yaşadığı için kalp ağrısı çektiğini söyleyenler yanılıyor. Çünkü kalpte basit sinirler var. Bu sinirler ağrı hissine neden olmuyor. Ağrı belli yerlere vurur. Kalp krizi gerçekleşirken, kalpteki sinirler değişik ağrı sinirlerine değerse kısa devre yapıyor. Sanki ağrı varmış gibi hissediyorsunuz. Kol, çene ve göğüste bu ağrı hissediliyor. İnsanların yüzde 50'sinde diğer sinirlere değmiyor. Yani, kalp krizi sırasında ağrı ortaya çıkmıyor.* Kalp krizi erkeklerde mi kadınlarda mı daha sık görülüyor?Kalp hastalığı kadınların bir numaralı katilidir. Kalp damar hastalıklarından ölenlerin yüzde 53.5'i kadındır. Kalp hastalığı her yıl erkekten fazla kadın öldürüyor.EFOR TESTİ GARANTİ DEĞİL* Sağlıklı görünen bir insan neden kalp krizi sonucu aniden ölür?Son derece sağlıklı görünen ama aniden ölen hastalara tanık olduk. Bu hastaların ölümüne neden olan yağ dolu plak, yıllar boyu sesiz sedasız tıkanır ve aniden parçalanır. Nedenlerini her zaman bilmesek bile, onun ardındaki hastalığın önceki gün başlamadığını biliyoruz. Sabah uyanıyorsun, kendini son derece sağlıklı ve dinç hissediyorsun. Sağlıklı bir koşu yapmaya hazırlanacak kadar iyi hissediyorsun... Çok ilginçtir; günün en tehlikeli saatleri sabah saatleridir. Gece yarısından sabah saat 10.00'a kadar olan süre... Çoğu durumda hasta egzersiz falan da yapmıyordur. Koşuya çıkarsınız, bazen kan akışındaki artış bu plakları yerinden oynatır. Belki de kendinizi bitkin hissediyorsunuzdur, göğsünüzde bir sıkışma olabilir, bunu başka bir şeye bağlarsınız. İşte o an size uyarı niteliğindeki sinyalleri tek tek harcıyorsunuzdur. Bu sizi, farkına varmadan öyle tehlikeli bir noktaya getirebilir ki...* Efor çektirilmiş olmasına rağmen, kalp krizi riskini belirleyememe ihtimali var mı?Kalbin üzerinde arterler var. Arterlerin de duvarları var. Arterlerde görülen sertleşme zamanla artıyor ve 30 - 40 yıl sonra bir gün kapanıyor. Hasta kalp krizi geçiriyor. Bazen tam kapanmak üzereyken, eforlu test yapılıyor. Tıkanma yüzde 80 ise, bulunuyor. Hastanın hayatını kurtarıyoruz. Ama bazen arterdeki sorun eforla tespit edilemeyecek kadar az oranda olabiliyor. Hasta sabah çok yağlı bir sucuk yiyor, öğlen birine çok kızıyor. Ondan sonra basınç artıyor, yırtılıyor. Etrafından geçen kan üzerinde birden pıhtılaşıyor. Ve beş dakika içinde tıkanıyor. Hasta bu nedenle yaşamını yitiriyor. Yani, tıkanma yüzde 40 iken aniden yüzde 100'e çıkıyor. Mc Donald's'ın sahibi de nisan ayında efor testi çektirdi. Ancak mayıs ayında öldü.* Efor testi kalp krizi riskini tetikler mi?Bu aslında çok sorulan bir soru. Eforlu test yapılırken kalp krizi geçirmek mümkün. Ama çok nadir. Binde bir oranında bu risk var. Ama eforlu testi yapmazsanız, hastaların yüzde 10'unu kaybedebilirsiniz. Kalp krizi geçirmek üzere olan bir hasta grubu var. Onları kurtarmak çok önemli. Bu testi herkese önermiyoruz. Eforlu testin ne kadar pozitif olduğunu ölçmek lazım. Kadınlarda eforlu talyum testi kullanılmamalı. Kadınlarda eforlu EKO yapılmalı. Eforlu talyum testi için bütün araştırmalar erkekler üzerinde yapıldı. Bence kadınlarda geçerli bir test değil.* Uçak seyahatlari kalp krizi riskini artırır mı?Uçağın bazı yan tesirleri var. Birincisi; bacaklar saatlerce kıpırdamıyor, adaleler kanı kalbe doğru itiyor. İkincisi; seyahatte insanlar çok az su içer. Eğer iki saatten fazla uçakta kıpırdamadan durduysanız, bacak damarlarındaki kan pıhtılaşmaya başlıyor. Pıhtılaşan kan akciğerlere gidiyor. İşte bu çok tehlikeli bir durum. Kalp rahatsızlığı olsun olmasın, herkes uzun seyahatlerde kıpırdasın, iki saatte bir ayağa kalksın ya da olduğu yerde bacaklarını sık sık hareket ettirsin. Bol su içsin. Bir de yüksekten uçulduğu için güneşten gelen radyasyon var. Radyasyon insanı yaşlandırıyor. Tek çözüm az uçmak ama bu da iş dünyası için mümkün değil.KÖTÜ TABLOYU İYİYE ÇEVİREBİLİRSİNİZ* Yaşam düzenindeki değişiklikler kalp krizi riskini iyileştirir mi yoksa yalnızca durdurur mu?Birçoğumuz düzenli beslenmenin, düzenli egzersizin ve sigarayı bırakmanın kalp krizi riskini azalttığını bilir. Eğer kötü alışkanlıklarla ilgili yeterince büyük bir adım atarsanız, sadece kötüye gidişi durdurmakla kalmaz, kötü tabloyu da geri çevirebilirsiniz. Kalp hastası değilseniz, kendi ihtiyaçlarına göre bir diyet ayarlaması yapabilirsiniz ama kalp hastasıysanız, bazı değişiklikler gereklidir. Bazı durumlarda beslenme düzeninde köklü değişiklik yapmak küçük değişiklikler yapmaktan daha kolaydır. Çünkü sonucu daha kolay alınır. İnsanlar birden kendilerini daha iyi hissetmeye başlar.* Kalp krizi için en riskli grup iş dünyasının tepe kademeleri mi?Aslında kalp hastalıklarına yakalanma riskini en çok alt gelir gruplarındakiler ve işsizler yaşıyor. Çünkü hayatlarından memnun değiller. Yaşamlarını kontrol edip yönlendiremiyorlar ve doktor tarafından düzenli bir şekilde kontrol edilmiyorlar. İş dünyasındaki insanlarda da risk çok yüksek. Kendilerini kuvvetsiz hissediyorlar, hayatta bir vazifeleri olmadığına inanıyorlar. Dünyada gerçekleşen büyük olaylar ekonomileri de büyük ölçüde etkiliyor. İkiz Kuleler yıkıldıktan sonra New York'ta bir araştırma yaptık. Kalp krizi oranının arttığını gördük. Bu artış özellikle finans çevrelerinde görüldü. Türkiye'de de depremden sonra arttı. Finans işinde stres çok yüksek. Bazen olaylar insanın kontrolünden çıkıyor. Borsada düşmeler, çıkmalar, işlerin bozulması, işsiz kalmak stresin ortaya çıkmasına neden oluyor. Stresin de kalp krizinde büyük rolü var. İş dünyasındakiler yaşadıkları stres nedeniyle işsizler grubuna giriyor.* Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı?Obezite (aşırı şişmanlık) kalp krizine yol açan risk faktörleri arasında en kolay çözüm bulunabilen konudur. Kolesterol seviyenizi ölçtürün. Toplam kolesterolün yanı sıra HDL, yani iyi kolesterol ve LDL kötü kolesterol oranlarını da öğrenin. Kötü olanını yani LDL'yi 100'ün üzerinde tutmaya çalışın. Bu özellikle 65 yaşından önce kalp krizi geçirmiş bir akrabanız varsa, daha da önem kazanıyor. Üçüncüsü ve en kolay olanı ise günde altı - sekiz bardak su için. Masanızın üzerinde sürekli olarak su bulundurun. Son yapılan bir araştırmaya göre, günde beş bardağın üzerinde su içenlerde kalp krizi geçirme oranı yarı yarıya azalıyor. Son tavsiyem ise, hayatınıza bir amaç kazandırın. Ruhsal sağlığınız kalp sağlınızı çok yakından ilgilendiriyor. Yalnız yaşamanın kalp ameliyatı sonrasında tablonun kötüye gitmesi açısından başlı başına bir risk faktörü oluşturduğunu biliyoruz. Yani, kalbinize atmaya devam etmesi için bir neden yaratın.İyi kolesterolü düşük olan spor yapmalı* Kalp krizi sırasında yaşam şansını artıracak en önemli etken nedir sizce?En iyisi Aspirin. Etkisi o kadar büyük ki, hastaneye gelen yoğun bakıma aldığımız her hastaya veriyoruz.* Türkiye'de kalp krizini önlemenin önündeki en büyük engel nedir sizce?Bizde genetik olarak iyi kolesterol çok düşük. Bunun tedavisi için şu an bir ilaç yok ama ileride olacak. Batı diyetinin yaygınlaşması sonucu Türkiye'de obezite oranı 10 yıl içinde iki kat arttı. Bunun için atalarımızın yediği yemeklerden uzak kalırsak, bizdeki kalp krizi oranı acayip yükselecek. İyi kolesterolümüz düşük olduğu için bizi koruyacak hiçbir şey yok, ilaç yok. Hiçbir tedavi yok. Koruyucu kolesterol düşükse bunu yükseltmek için tek bir tedavi var, o da spor.Yaşamak için amacınız olsun* Yorgunluğun olumsuz etkisi olduğu doğru mu? Günde kaç saat çalışılmalı? Bence çalışmamak çok çalışmaktan daha kötü. Ameliyat ettiğim hastalarda hep aynı sıkıntıya giriyorum. Kadın diyor ki 'Eşim artık işi bıraksın, paraya ihtiyacımız yok' Hasta ise, 'Ben çalışmadan ne yaparım' diyor. Genelde erkeğin tarafını tutuyorum. Çünkü dediği doğru. Yaşamak için bir amacın yoksa, yaşamazsın o zaman.* Kalp krizi pazartesileri ve sabaha karşı ortaya çıkıyor. Neden? Sabaha karşı kalp krizlerinin arttığını gösteren araştırma İngiltere'de yapıldı. Buna göre, sabahları vücuttaki hormonlar değişiyor. İkincisi; kötü rüyalar bazen her şeyden daha fazla stres yaratıyor. Aynı araştırmada, en fazla ocak ayında ve pazartesi günü kalp krizi geçirildiği saptandı.